13 Mart 2021 Cumartesi

Şubat ayında ne izledim/okudum? 2021

İzlediğim diziler arasından en çok Control Z'yi sevdim. Yemek yerken vakit geçsin diye hep bir şeyler izlerim. Bu diziyi de öylesine açmıştım ama devamını keyif alarak izledim. Konusu bir hackerın okuldaki öğrencilerin tüm kirli sırlarını öğrenip onları ifşa etmekle tehdit etmesini ve bu hackerı arayan 3 öğrenciyi konu alıyor.

Winx'i çocukken hep televizyonda izlerdim. Geçenlerde Netflix'te Winx Efsanesi : Kader adlı diziyi izlemiştim. Çizgi dizininde konusu böyle miydi ya? diyerek merak edip çizgi diziyi izlemeye başladım. 6. sezon son sanmıştım ama değilmiş. 6.sezondan sonrasını izlemeye sıkıldım ve bıraktım. Ama ilk 4 sezon çok keyifliydi. 

Locke & Key, dizisini arkadaşımla ortak izliyorduk. Belli günlerde buluşup bir, iki bölüm bakıyorduk. Onunla izleyince keyifliydi. Yoksa gerilim izlemeyi sevmediğim için asla bu diziye bakmazdım. Dizi korkutucu değildi ama beni gerdi. Konusu çok güzel. İzlemenizi tavsiye ederim ama ikinci sezon gelecekmiş gibi bitti dizi, kim bilir ne zaman gelir.

Alev Alev dizisi, şu an keyifle izlediğim dizilerden birkaçı. Kendisini kurtaracak bir kahraman bekleyen zayıf kadınlar yerine kendi kendilerini kurtarmaya çalışan güçlü kadınlar ve onların erkek destekçileri var dizide.

Benim Adım Melek dizisi son 10 bölümdür uzatmak için saçmalamaya başlamıştı. Ama yine de izliyorum, hoşuma gidiyor.

Masumlar Apartmanı da saçmalayanlar arasında. Ama oyuncular olsun, sahneler olsun keyifli gidiyor. Hep drama başvurmuyorlar. Safiye ile Gülben'in komik, tatlı sahneleri sağ olsun keyifli oluyor. 

Run On, Kore dizisini övüyorlardı. Merak edip diziye başladım ama dizi çok yavaş gidiyordu. Diyaloglarda çok monotondu ama oyuncuların komik, tatlı sahnelerini izlemek çok keyif vericiydi. Özellikle Siwan ve Kang Tae Oh'un sahneleri çok eğlenceliydi. Siwan'ın karakteri çok düşünceli ve nazik bir karakterdi. Hatta fazla düşünceliydi. Hayal ürünü bir karakter olduğu çok belliydi ve yürek hoplatıyordu. Diziyi oyuncular ve karakterler için izlemeye devam ettim diyebilirim.

12 Şubat 2021 Cuma

Ocak ayında ne izledim? 2021

Ocak ayının ilk iki haftası sınavlarla uğraştım. Sınavlar bitince kendimi bir şeyler izlemeye bıraktım. Şubat ayının ilk haftasını bitirmiş olmamıza rağmen çok fazla şey izledim. Ocak ayındaki izlediklerim hiç gibi kalıyor.

İzlediğim Türk dizileri arasında heyecanlı gideni yok ama sıkıcı da değiller. Alev Alev dizisinde iyi oyuncular, iyi senaryo ve güçlü kadınlar mevcut. Menajerimi Ara dizisinde iyi oyuncular, eğlenceli giden bir senaryo mevcut. Masumlar Apartmanı gerçek hikayeye göre biraz saçmaladığını düşünsem de iyi gidiyor. Bir Başkadır dizisini iyi ki izledim ama tek sorun fazla yavaştı. Onun haricinde senaryo, oyuncular her şey iyiydi. Winx Efsane : Kader ise; orjinaline göre farklılıklar fazlada olsa göze batmamış. İkinci sezon gelse de izlesek havasındayım. Tek sıkıntı Stella'yı fazla mı kötü göstermişler sorusu. Hatta gittim art arda çizgi filmin 6 sezonunu izledim. Evet izleyecek bir şeyde bulamamış olmamla birlikte merak ettim, izledim. Kalan sezonları da izlemek istiyorum ama art arda izleyince sıkılmaya başladım. Şu an dizi ve film önerilerine de açık durumdayım.

Azizler filmini beğensem de bir başlangıç, bitiş yok gibi hissettim. Olay örgüsünü tam anlayamadım. Tekrar izleyip anlamaya çalışmam en mantıklısı olacak.

Never have i ever ise; yaklaşık 30 dakikalık bölümlerden oluşuyordu. Eğlenceli bir gençlik dizisiydi. 

Two Cops'ı yayınlandığı yıl 2017'de izlemiştim. Ablam geçen izliyordu, onunla birlikte bende tekrar izledim. Tekrar izlemek Jo Jung Suk ve Kim Seon Ho'nun ne kadar iyi oyuncular olduğunu hatırlamamı sağladı. Jo Jung Suk için diziye başlayıp Kim Seon Ho için izlemeye devam etmiştim. Son bölümler biraz bitse artık dedirtse de izlemeye değer eğlenceli bir diziydi. 

8 Şubat 2021 Pazartesi

bugün günlerden saçmalık

 Bugün öyle bir günkü, 

kurduğum arkadaşlıkların sahte olduğunu keşfettim. Kendimi sorgulamama sebep olan çevreme kızgınlık ve güven sarsılması yaşatan, tekrar kendime dönüp kendimden nefret etmemi sağlayan bir duyguydu. 

Kötü bir şey olduğunda her zaman dönüp kendimi sorgular ne hata yaptım derim, fakat karşımdaki insanlar aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Haklı olduğum durumlarda aptal gibi kalıp kendimi savunamadığıma ya da kaybederim, kırarım korkusuyla sessiz kalışıma kızmışımdır her zaman. Ama artık kendimi savunduğumda yine suçlu olan kişi oluyorum. Karşımdaki asla dinlemiyor, sadece kafasındakine odaklanıyor. Yine içime dönüyor, kimseye güvenmek, kimseyle konuşmak dahi istemiyorum. 

Tam anlamıyla yoruldum. Yanlış anlaşılmaktan, kendimi yanlış anlatırım, kırarım diye özenle kelimelerimi seçmekten, aynı hassasiyeti karşıdaki kişiden bekleyip alamamaktan yoruldum.

Ezilen olmaktan, aptal yerine koyulmaktan, kendimi sorgulamam, kendimden nefret etmeme sebep olanlardan usandım. Hiçbir şeyi, hiçbir haltı beceremiyorum düşüncesinden. Yarardan çok zararım diye aklıma gelen düşünceleri yok etmeye çalışmaktan usandım. 

Nefes almanın bile zorlaştığı, yemek yemek istemediğim sadece uyumak istediğim ama düşüncelerimin kafamı patlattığı zamanlarımın olmasından bıktım. İnsanlarla konuşmaktan korkuşuma, kalabalıktan tiksinişime ama aynı zamanda kendime yetemeyip yanımda gözlerim kapalı güvenebileceğim insanların olmasını istemekten yoruldum.

Geleceğimin nereye gittiğinden bihaber, belirsizliklerin içinde süzüldüğüm bu iğrenç insanlarla dolu yaşamdan yoruldum. Sadece ailem, onlar için nefes alıyorum. Ama onlara da mahcubum. Çevremdeki insanları bu kadar kafaya takıp kendimden çok başkalarına önem verdiğim için, yeterli bir insan olamadığım için...

Herkesin kurduğu insan ilişkileri arkadaşlıklar böyle mi? Yoksa sadece bana mı özel? Ya çıkar için yanıma gelenler ya da önem veriyormuş gibi davranıp arkamdan kuyumu kazanlar. Dudaklarından dökülen o sözlerle kalplerindeki hislerin bir olmayışını göre göre susmaktan, içime doğan bana yalan söylüyor, beni sırtımdan bıçaklayacak hissinden ve o hislerin iş işten geçtikten sonra gerçek oluşundan bıktım.

Başkalarına verdiğim sözlere sadık kalabilmek için uğraştığım çabayı kendime verdiğim sözleri tutmak için yapsaydım şu an belki her şey daha farklı olurdu. Kendimi değiştirmek ve geliştirmek istiyorum. Ya başlangıcı nasıl yapacağımı bilmiyorum ya da değişmeye korkuyorum. Yine beceremedim, her zaman olduğu gibi. Takatim kalmadı. İnsanlardan umudumu kestim. Tek odaklandığım okulumu bitirmek ve en azından ailemi mutlu etmek. 

Geriye attığım yüzleşmeye korktuğum korkularımı kimsenin bilmesine izin vermeden onlarla yaşamaya karar verdim. Çok geç gibi geldi artık, mızmızlanmak yok artık. Başarısız olmaktan korkmak yok artık, başarısız olsan da sen yine sensin, kabulüz sana denmesini beklemek yerine kendin kabul et yeter

Geçmişteki hatalarıma takılı kalmaktan yoruldum. Gün gidiyor. Zaman yetersiz. Bense hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyorum. Yorgunum artık geçmişi ya da hataları, başka insanları düşünecek halim kalmadı. Daha çok çalışıp geleceği güzelleştirmeliyim. Artık anı yaşamalı ve sadece mutluluğu aramalıyım. Kendime ve doğru olduğunu inandığım şeylere güvenmeliyim. Her şeyin farkında olup becerememek yine farklı günler aynı şeyler şeklinde geçen zaman... Buna bir dur demeli. Artık bu kalbin yerine kırılmayan ve soğuk bir taş istiyorum. Bazen bu taşı buluyorum ama hemen kaybediyorum. Gerçekten her şeyin fazlası zarar. 

İnsanların seni anlamadığından yakınmak ama aynı zamanda anlatmayı beceremediğinden yakınmak. Ben mi sorunum, başkaları mı? Belki de her ikisi. Mükemmel olsun istiyorsun ama mükemmeli bulamıyorsun. Kötü yapmamak için hiç yapmamayı tercih ediyorsun. Bitirememekten korktuğun için hiç başlamıyorsun. Ya hep ya hiç diyorsun. Beceremediğini bildiğin için hiçi seçiyorsun.

Saçma düşünürüm, saçma konuşurum. Fazla konuşurum. Bunu bildiğim için susarım. Ortasını bulamıyorum. Sanırım doğru yer neresi? Doğru zaman ne zaman? Doğru söz ne? bilmiyorum, anlamıyorum, fark edemiyorum. Bu yüzden hep kaybedenim. Kendimi de kaybettim. Geri çok aradım ama kırık dökük bazı parçaları bulabildim sadece. Birleştirmeye çalıştım ama eskisine benzemedi. Eskisi nasıl bir şeydi onu da hatırlamıyorum artık. Öyle bir hatırlamamak ki eskiden var mıydı acaba dedirtti. Belki de ufak tefek o parçalardaki ben uydurduğum bendir. O derece bilmiyorum artık. 

Aklıma geldi de, ortaokuldayken günlüğümü bulup okumuşlardı. O günden beri hep biri okur diye şifreli yazardım hislerimi güvenemez onları da yakardım. 

 Gökyüzüne bakmak iyi hissettiren tek şey, günbatımını izlemek. Bulutların arasında yok olan o turuncumsu renk huzurun rengi. Nefes aldığımı hissettiğim, kafamın boşaldığı tek an. O ana ulaşmak için hiç vakit olmuyor tabi orası ayrı. Tabi birde göl (deniz hiç görmedim) olacak. İkisinin birleştiği an. Birde soğuk rüzgar. Rüzgarın yüzüne çarpışı bedeninin titremesi ve soğuktan hissizleşmesi bile insana iyi gelir mi? gelir. Bu tükenmişlik yazısının içine iyi gelen şeylerde katılsın.

İşte öyle saçmaladım, yine. Tam ne yazdığımı hatırlamıyorum ama yazmak iyi hissettirdi.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Aralık Ayında Ne İzledim? 2020

Ocak ayı finallerim nedeniyle çok yoğundu, bloga bakma fırsatı hiç bulamadım. Ocak bitmeden Aralık ayının raporunu paylaşmak istiyorum. 

Belli başlı izlediğim diziler var. Şu an heyecanla izliyorum diyebileceğim bir dizi yok ama beni hala ekran başında tutan 4 Türk dizisi var. Onun haricinde; blutv yasaklar nedeniyle 2 günlüğüne ücretsiz izleme fırsatı sunmuştu. Konusundan dolayı çok merak ettiğim Yarım Kalan Aşklar'ı izledim. Sonu pek hayal ettiğim gibi olmasa da konu hem eğlenceli hem de alışılmışın dışındaydı. Başrolünde yer alan Burak Deniz'in Aşk Laftan Anlamaz dizisi nedeniyle oyunculuğunu iyi bulmuyordum. Bu dizisinde beni çok şaşırttı ve çok iyi iş çıkardığını düşündürttü. Şu an hatta Maraşlı dizisinde yine çok farklı bir karakterle karşımızda. Dilan Çiçek Deniz'de Yarım Kalan Aşklar'da oyunculuğunu beğenmesem de şu an Alev Alev dizisinde iyi iş çıkarıyor. Karakteri kendisine yakışıyor.

Japon dizisi Alice in Borderland; konu açısından çok heyecanlı olmasına rağmen biraz yavaş ilerlediğini düşünüyorum. Ama yeni sezonunu merakla bekliyorum. Kento'nun son izlediğim filmlerinde oyunculuğunu iyi bulmuyordum ama burada rolünü iyi taşımış.

İzlediğim Kore dizileri devam eden dizilerdi. 3'ü de çerezlik dizi ama izlenilebilir. DokGoBin is Updating dizisinde ve The Mermaid Prince: The Beginning dizisinde övmek istediğim oyuncu; Hwiyoung. SF9 üyeleri bu aralar sürekli dramalar da boy gösteriyor ve hepsi de başarılı. 

İzlediğim filmler ise, Rose Adası'nın İnanılmaz Hikâyesi beni pek sarmadı, onun haricinde hepsi izlemeye değer filmler.

7 Aralık 2020 Pazartesi

Ekim/Kasım ayında ne izledim/okudum? 2020

Geçtiğimiz iki ay çok fazla Türk dizisi izledim. Kasım ayında da çok fazla yeni dizi başladı. Merak edip ilk birkaç bölümü izledim. Ne kadarına devam ederim bilmiyorum. Heyecanı kaçana kadar izlerim herhalde. Okuduklarıma gelince Harry Potter serisinin son kitabını okuyacaktım ama başlayamadım derken o kitabımı okusam bunu mu diye düşünmeye girdim ve hiçbirine başlayamadım. Okul olduğu süreçte hiç kitap okuma hevesim de olmuyor, bu durum beni ne kadar üzse de... Bu aralar dizi izlemekten daha keyif alıyorum.

Ekim Ayı

 İzlediğim Diziler

18 Again // Kore

Masumlar Apartmanı

Menajerimi Ara

Kırmızı Oda

Benim Adım Melek

İzlediğim Filmler

-

İzlediğim Programlar

Konuşanlar

Çok Güzel Hareketler 2

Okuduklarım

-