12 Şubat 2021 Cuma

Ocak ayında ne izledim? 2021

Ocak ayının ilk iki haftası sınavlarla uğraştım. Sınavlar bitince kendimi bir şeyler izlemeye bıraktım. Şubat ayının ilk haftasını bitirmiş olmamıza rağmen çok fazla şey izledim. Ocak ayındaki izlediklerim hiç gibi kalıyor.

İzlediğim Türk dizileri arasında heyecanlı gideni yok ama sıkıcı da değiller. Alev Alev dizisinde iyi oyuncular, iyi senaryo ve güçlü kadınlar mevcut. Menajerimi Ara dizisinde iyi oyuncular, eğlenceli giden bir senaryo mevcut. Masumlar Apartmanı gerçek hikayeye göre biraz saçmaladığını düşünsem de iyi gidiyor. Bir Başkadır dizisini iyi ki izledim ama tek sorun fazla yavaştı. Onun haricinde senaryo, oyuncular her şey iyiydi. Winx Efsane : Kader ise; orjinaline göre farklılıklar fazlada olsa göze batmamış. İkinci sezon gelse de izlesek havasındayım. Tek sıkıntı Stella'yı fazla mı kötü göstermişler sorusu. Hatta gittim art arda çizgi filmin 6 sezonunu izledim. Evet izleyecek bir şeyde bulamamış olmamla birlikte merak ettim, izledim. Kalan sezonları da izlemek istiyorum ama art arda izleyince sıkılmaya başladım. Şu an dizi ve film önerilerine de açık durumdayım.

Azizler filmini beğensem de bir başlangıç, bitiş yok gibi hissettim. Olay örgüsünü tam anlayamadım. Tekrar izleyip anlamaya çalışmam en mantıklısı olacak.

Never have i ever ise; yaklaşık 30 dakikalık bölümlerden oluşuyordu. Eğlenceli bir gençlik dizisiydi. 

Two Cops'ı yayınlandığı yıl 2017'de izlemiştim. Ablam geçen izliyordu, onunla birlikte bende tekrar izledim. Tekrar izlemek Jo Jung Suk ve Kim Seon Ho'nun ne kadar iyi oyuncular olduğunu hatırlamamı sağladı. Jo Jung Suk için diziye başlayıp Kim Seon Ho için izlemeye devam etmiştim. Son bölümler biraz bitse artık dedirtse de izlemeye değer eğlenceli bir diziydi. 

8 Şubat 2021 Pazartesi

bugün günlerden saçmalık

 Bugün öyle bir günkü, 

kurduğum arkadaşlıkların sahte olduğunu keşfettim. Kendimi sorgulamama sebep olan çevreme kızgınlık ve güven sarsılması yaşatan, tekrar kendime dönüp kendimden nefret etmemi sağlayan bir duyguydu. 

Kötü bir şey olduğunda her zaman dönüp kendimi sorgular ne hata yaptım derim, fakat karşımdaki insanlar aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Haklı olduğum durumlarda aptal gibi kalıp kendimi savunamadığıma ya da kaybederim, kırarım korkusuyla sessiz kalışıma kızmışımdır her zaman. Ama artık kendimi savunduğumda yine suçlu olan kişi oluyorum. Karşımdaki asla dinlemiyor, sadece kafasındakine odaklanıyor. Yine içime dönüyor, kimseye güvenmek, kimseyle konuşmak dahi istemiyorum. 

Tam anlamıyla yoruldum. Yanlış anlaşılmaktan, kendimi yanlış anlatırım, kırarım diye özenle kelimelerimi seçmekten, aynı hassasiyeti karşıdaki kişiden bekleyip alamamaktan yoruldum.

Ezilen olmaktan, aptal yerine koyulmaktan, kendimi sorgulamam, kendimden nefret etmeme sebep olanlardan usandım. Hiçbir şeyi, hiçbir haltı beceremiyorum düşüncesinden. Yarardan çok zararım diye aklıma gelen düşünceleri yok etmeye çalışmaktan usandım. 

Nefes almanın bile zorlaştığı, yemek yemek istemediğim sadece uyumak istediğim ama düşüncelerimin kafamı patlattığı zamanlarımın olmasından bıktım. İnsanlarla konuşmaktan korkuşuma, kalabalıktan tiksinişime ama aynı zamanda kendime yetemeyip yanımda gözlerim kapalı güvenebileceğim insanların olmasını istemekten yoruldum.

Geleceğimin nereye gittiğinden bihaber, belirsizliklerin içinde süzüldüğüm bu iğrenç insanlarla dolu yaşamdan yoruldum. Sadece ailem, onlar için nefes alıyorum. Ama onlara da mahcubum. Çevremdeki insanları bu kadar kafaya takıp kendimden çok başkalarına önem verdiğim için, yeterli bir insan olamadığım için...

Herkesin kurduğu insan ilişkileri arkadaşlıklar böyle mi? Yoksa sadece bana mı özel? Ya çıkar için yanıma gelenler ya da önem veriyormuş gibi davranıp arkamdan kuyumu kazanlar. Dudaklarından dökülen o sözlerle kalplerindeki hislerin bir olmayışını göre göre susmaktan, içime doğan bana yalan söylüyor, beni sırtımdan bıçaklayacak hissinden ve o hislerin iş işten geçtikten sonra gerçek oluşundan bıktım.

Başkalarına verdiğim sözlere sadık kalabilmek için uğraştığım çabayı kendime verdiğim sözleri tutmak için yapsaydın şu an belki her şey daha farklı olurdu. Kendimi değiştirmek ve geliştirmek istiyorum. Ya başlangıcı nasıl yapacağımı bilmiyorum ya da değişmeye korkuyorum. Yine beceremedim, her zaman olduğu gibi. Takatim kalmadı. İnsanlardan umudumu kestim. Tek odaklandığım okulumu bitirmek ve en azından ailemi mutlu etmek. 

Geriye attığım yüzleşmeye korktuğum korkularımı kimsenin bilmesine izin vermeden onlarla yaşamaya karar verdim. Çok geç gibi geldi artık, mızmızlanmak yok artık. Ben kimim? neyi severim? neyi sevmem? diyerek kendimi tanımaya çalışma bunu da asla gerçekleştirmeyeceğim. Çünkü ben üşengecim, unutkanım ve yorgunum. Artık hevesim yok. Belki de hiçbir şeye hiçbir zaman heves edemedim. 

Kafamın içindeki o mükemmel hayal... Güvenli bölge. İşte bu yüzden seviyorum. Ama o güvenli bölgeden çıkıp gerçekliğe döndüğümde iğrenç insanlarla karşılaşınca hayal kırıklığına uğruyorum ve o güvenli yere tekrar gidiyorum. Gerçek olmayan bir yerde güvende kalmaya çalışan bir aptalım ben. Gerçeklerle yüzleşip beni üzenlerle yüzleşerek güçlenmem, akıllanmam gerek farkındayım. Ama istemiyordum, orada kalmalıydım. Ama şimdi oradan kurtulmak istesem de beceremiyorum.

Geçmişteki hatalarıma takılı kalmaktan yoruldum. Gün gidiyor. Zaman yetersiz. Bense hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyorum. Yorgunum artık geçmişi ya da hataları, başka insanları düşünecek halim kalmadı. Artık anı yaşamalı ve sadece mutluluğu aramalıyım. Kendime ve doğru olduğunu inandığım şeylere güvenmeliyim. Her şeyin farkında olup becerememek yine farklı günler aynı şeyler şeklinde geçen zaman... Buna bir dur demeli. Artık bu kalbin yerine kırılmayan ve soğuk bir taş istiyorum. Bazen bu taşı buluyorum ama hemen kaybediyorum. Gerçekten her şeyin fazlası zarar. 

İnsanların seni anlamadığından yakınmak ama aynı zamanda anlatmayı beceremediğinden yakınmak. Ben mi sorunum, başkaları mı? Belki de her ikisi. Mükemmel olsun istiyorsun ama mükemmeli bulamıyorsun. Kötü yapmamak için hiç yapmamayı tercih ediyorsun. Bitirememekten korktuğun için hiç başlamıyorsun. Ya hep ya hiç diyorsun. Beceremediğini bildiğin için hiçi seçiyorsun.

Saçma düşünürüm, saçma konuşurum. Fazla konuşurum. Bunu bildiğim için susarım. Ortasını bulamıyorum. Sanırım doğru yer neresi? Doğru zaman ne zaman? Doğru söz ne? bilmiyorum, anlamıyorum, fark edemiyorum. Bu yüzden hep kaybedenim. Kendimi de kaybettim. Geri çok aradım ama kırık dökük bazı parçaları bulabildim sadece. Birleştirmeye çalıştım ama eskisine benzemedi. Eskisi nasıl bir şeydi onu da hatırlamıyorum artık. Öyle bir hatırlamamak ki eskiden var mıydı acaba dedirtti. Belki de ufak tefek o parçalardaki ben uydurduğum bendir. O derece bilmiyorum artık. 

 Gökyüzüne bakmak iyi hissettiren tek şey, günbatımını izlemek. Bulutların arasında yok olan o turuncumsu renk huzurun rengi. Nefes aldığımı hissettiğim, kafamın boşaldığı tek an. O ana ulaşmak için hiç vakit olmuyor tabi orası ayrı. Tabi birde göl (deniz hiç görmedim) olacak. İkisinin birleştiği an. Birde soğuk rüzgar. Rüzgarın yüzüne çarpışı bedeninin titremesi ve soğuktan hissizleşmesi bile insana iyi gelir mi? gelir. Bu tükenmişlik yazısının içine iyi gelen şeylerde katılsın.

İşte öyle saçmaladım, yine. Tam ne yazdığımı hatırlamıyorum ama yazmak iyi hissettirdi.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Aralık Ayında Ne İzledim? 2020

Ocak ayı finallerim nedeniyle çok yoğundu, bloga bakma fırsatı hiç bulamadım. Ocak bitmeden Aralık ayının raporunu paylaşmak istiyorum. 

Belli başlı izlediğim diziler var. Şu an heyecanla izliyorum diyebileceğim bir dizi yok ama beni hala ekran başında tutan 4 Türk dizisi var. Onun haricinde; blutv yasaklar nedeniyle 2 günlüğüne ücretsiz izleme fırsatı sunmuştu. Konusundan dolayı çok merak ettiğim Yarım Kalan Aşklar'ı izledim. Sonu pek hayal ettiğim gibi olmasa da konu hem eğlenceli hem de alışılmışın dışındaydı. Başrolünde yer alan Burak Deniz'in Aşk Laftan Anlamaz dizisi nedeniyle oyunculuğunu iyi bulmuyordum. Bu dizisinde beni çok şaşırttı ve çok iyi iş çıkardığını düşündürttü. Şu an hatta Maraşlı dizisinde yine çok farklı bir karakterle karşımızda. Dilan Çiçek Deniz'de Yarım Kalan Aşklar'da oyunculuğunu beğenmesem de şu an Alev Alev dizisinde iyi iş çıkarıyor. Karakteri kendisine yakışıyor.

Japon dizisi Alice in Borderland; konu açısından çok heyecanlı olmasına rağmen biraz yavaş ilerlediğini düşünüyorum. Ama yeni sezonunu merakla bekliyorum. Kento'nun son izlediğim filmlerinde oyunculuğunu iyi bulmuyordum ama burada rolünü iyi taşımış.

İzlediğim Kore dizileri devam eden dizilerdi. 3'ü de çerezlik dizi ama izlenilebilir. DokGoBin is Updating dizisinde ve The Mermaid Prince: The Beginning dizisinde övmek istediğim oyuncu; Hwiyoung. SF9 üyeleri bu aralar sürekli dramalar da boy gösteriyor ve hepsi de başarılı. 

İzlediğim filmler ise, Rose Adası'nın İnanılmaz Hikâyesi beni pek sarmadı, onun haricinde hepsi izlemeye değer filmler.

7 Aralık 2020 Pazartesi

Ekim/Kasım ayında ne izledim/okudum? 2020

Geçtiğimiz iki ay çok fazla Türk dizisi izledim. Kasım ayında da çok fazla yeni dizi başladı. Merak edip ilk birkaç bölümü izledim. Ne kadarına devam ederim bilmiyorum. Heyecanı kaçana kadar izlerim herhalde. Okuduklarıma gelince Harry Potter serisinin son kitabını okuyacaktım ama başlayamadım derken o kitabımı okusam bunu mu diye düşünmeye girdim ve hiçbirine başlayamadım. Okul olduğu süreçte hiç kitap okuma hevesim de olmuyor, bu durum beni ne kadar üzse de... Bu aralar dizi izlemekten daha keyif alıyorum.

Ekim Ayı

 İzlediğim Diziler

18 Again // Kore

Masumlar Apartmanı

Menajerimi Ara

Kırmızı Oda

Benim Adım Melek

İzlediğim Filmler

-

İzlediğim Programlar

Konuşanlar

Çok Güzel Hareketler 2

Stray Kids - ♥ Kids Room (2 bölüm)

Treasure - Weekly Idol

Okuduklarım

-

5 Kasım 2020 Perşembe

Yepyeni Ford Puma: Şehirli Bir SUV!

Ford’un yeni SUV otomobili Yepyeni Ford Puma; modern, şık ve cesur görümüyle dikkat çeken bir tasarımla karşımızda. Alışılan SUV tipi araç görünümü aksine fazlasıyla modern, zarif ve şık görüntüsüyle şehir trafiğinde dikkatleri üzerine çekiyor. Metropolde alışık olmadığımız kadar şık bir SUV tasarımı ile şov yapan Yepyeni Puma, asfalt zemin dışında da yüksek performansıyla şaşırtıyor.

7 ileri otomatik vitese sahip Yepyeni Puma, Ecoboost Hybrid motor teknolojisi ile çevreci ve yenilikçi bir duruş sergiliyor. Bu teknoloji gerektiğinde benzinli motorun elektrikli bir motor ile desteklenerek yakıt tasarrufuna ve uzun mesafeleri düşük emisyonla kat etmenize imkân sağlıyor. Yüksek performansına rağmen klasik motorlara göre CO2 emisyonu ciddi ölçüde düşük.


Sınıfının En Büyük Bagaj Hacmi
Zarif görünümünün aksine, sınıfının en büyük yıkanabilir bagaj hacmine sahip. 80 litrelik su geçirmez ve tahliye tapası olan ekstra bir Megabox’ı sayesinde ek depolama alanı yaratarak, özellikle sporseverler için kolaylıkla muhafaza edilebilir bir alan oluşturuyor. 
Ayrıca sadece sizin değil evcil hayvanınızın da konforu düşünülmüş ve Hayvan Dostu olarak tasarlanmış. 

Güvenlik ve Park
Teknolojik yeniliklerle donatılmış Yepyeni Puma’nın Adaptif Hız Kontrol Sistemi ayarladığınız takip mesafesine paralel olarak trafiğin akış hızına göre hızınızı ayarlayarak takip mesafesini koruyor. Olası tehlike durumlarına karşı Acil Durum Manevra Destek Sistemi,Adaptif Hız Kontrol Sistemi, Şerit Takip Sistemi ve Hizalama Asistanı gibi pek çok teknolojiyi destekleyen Ford Co-Pilot360 özelliği mevcut. Geri Görüş Kamerası, Gelişmiş Otomatik Park Sistemi, Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ile şehrin yoğun ve dar alanlarında bile park etmeyi fazlasıyla kolaylaştırıyor.



Kişiye Özel Sürüş Modu
Normal, Eco, Spor, Kaygan Zemin ve Arazi olarak 5 farklı sürüş modu var. 12.3” Dijital Gösterge Panelinde seçtiğiniz her mod için farklı bir tema rengi mevcut.
Ayrıca seçilebilir sürüş modları sayesinde gaz tepkisi, direksiyon hassasiyeti ve vites değiştirme ile ilgili tüm alışkanlıklarınıza uygun bir sürüş modu da belirleyebilirsiniz. Yepyeni Puma, sizin stilinize göre bir yol bularak size özel ve ayrıcalıklı hissettiriyor. 

İsterseniz müziğin ritmi, isterseniz mesaj içeriği!
Kalitenin karşılığı B&O Ses Sistemi teknolojisi ile 575 watt’lık ses sistemine sahip. Dijital hayattan ve telefondan kopmak istemeyenler de fazlasıyla düşünülmüş. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan isterseniz sesli komutlarla müziğinizi kontrol etmenin tadını çıkarın, isterseniz de metin mesajlarınızı Yepyeni Puma size sesli olarak okusun. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan konforlu ve güvenli yolculukların keyfini sürün.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.