26 Şubat 2025 Çarşamba

Günübirlik Eskişehir Gezisi

 Günübirlik Eskişehir'i gezmek isteyenlere önerilerle geldim. 

Sabah 6.50'da Ankara'dan YHT ile yola çıktık. Bir saat 15 dakika gibi bir süreyle Eskişehir'e vardık. İlk işimiz gardan menemen ve bal kaymağı ile ünlü Doyuran Kahvaltı Salonu'na gitmek oldu. 250 civarı bir fiyata menemen, bal kaymak, iki çay, kaşarlı yumurta yedik. 

Ardından Porsuk Çayı üzerinden yürüyerek Odunpazarı'na geçtik. #odunpazarımodernmüze sini gezdik. Daha sonra Odunpazarı evlerini gezdik. 

Lületaşı dünyada sadece Eskişehir'de çıkıyormuş, birkaç lületaşlı takı aldık. 

30 Temmuz 2023 Pazar

Sopung Kore Yemekleri / Ankara

 Bugün Sopung Kore Ankara'daydık. 

Sopung Kore Yemekleri videosu için tıklayınız

Kızılayda gezerken önümüze çıkan Kore yemekleri yapan Sopung'a girmek için can attım. Tok olmamıza rağmen girip bir şeyler denemek istedim ve hemen içeri girdim.

Kore dizi ve filmlerinde sürekli gördüğüm Jajangmyeon'u denemeyi  uzun zamandır çok istiyordum ve ilk onu denemeye karar verdim.

23 Temmuz 2023 Pazar

KYK yurtlarında ücretsiz konaklama nasıl yapılır?

Gençlik ve Spor Bakanlığının projesi olan KYK yurtlarında ücretsiz olarak 5 gün kimler konaklayabilir?

Diyarbakır Günlükleri pt.1

Geçen sene Ağustos ayında Diyarbakırlı olan arkadaşım ile Diyarbakır'a gitmiş ve oralarda gezmiştim. Onlarda kaldığım 3 hafta gibi bir süreçte Gündoğumunu Nemrut Dağı'nda (Adıyaman) izleme fırsatım oldu. Aynı zamanda Mardin'de farklı tatlar deneyip harika fotoğraflar çekinme fırsatı buldum. Size ilk önce Diyarbakır gezimden bahsederek başlayacağım. İlk videomun içeriğini dinler yapmaya karar verdim. Orada gördüğüm kiliseleri birleştirerek anlattım.

Tarih ve kültür açısından zengin bir şehir olan Diyarbakır, kadim geçmişine tanıklık eden çok sayıda kiliseye ev sahipliği yapmaktadır. Bu kiliseler, mimari ihtişamları ve sanatsal detaylarıyla şehrin tarihi öneminin bir kanıtı niteliğindedir. Bu yazımızda Diyarbakır'daki bu kiliselerin önemini hem tarihsel önemi hem de kültürel ve dini önemi açısından inceleyeceğiz. Ayrıca, bu kiliseleri ziyaret etme deneyimini ve Diyarbakır'da anlamlı ve eğitici bir seyahat programına nasıl katkıda bulunduklarını inceleyeceğiz.

20 Mart 2023 Pazartesi

Devrim niteliğindeki DeFi Protokolü IPOR 22 Mart 2023'te Bitget'te listelenecek

Bitget, geleneksel finans oyuncuları için IPOR pratik çözümü ile DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu dolduracak

Victoria, Seyşeller, 20 Mart, 2023 - En büyük kripto Copy Trade platformu Bitget, IPOR'un spot piyasanın İnovasyon Alanında listeleneceğini duyurdu. Dijital varlık için yatırma hizmetleri 22 Mart 2023 10:00’dan (UTC+3) itibaren sunulacak ve listeleme aynı gün saat 15:00'de (UTC+3) yapılacaktır.

IPOR Protocol, Inter Protocol Over-block Rate (IPOR) endeksini kullanan merkeziyetsiz bir faiz oranı türev borsasıdır. IPOR Endeksi, IPOR AMM, likidite havuzları ve Varlık Yönetimi akıllı sözleşmeleri aracılığıyla saklama kuruluşu olmayan zincir içi faiz oranı swapları sunmaktadır. Protokol, gelişmekte olan DeFi kredi piyasaları için faiz oranı türevleri ve endeksleri de dahil olmak üzere risk yönetimi araçları sağlayarak DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Bu durum istikrarı artırmakta ve sabit gelirli yatırımları geleneksel finans oyuncuları için daha cazip hale getirmektedir.

IPOR ekibinin 2011 yılından bu yana kripto sektöründe yer alan üyeleriyle sahip olduğu engin deneyim, ona önemli avantajlar sağlamaktadır. Üç doktoralı, sabit gelir alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip kuantörler, 15 yılı aşkın deneyime sahip kurumsal yazılım geliştiricileri, Cardano'nun danışmanları ve 1inch'in kurucusu yer alıyor. TradFi'deki faiz oranı türev piyasası 450 ila 600 trilyon nominal arasında muazzam bir büyüklüğe sahipken, DeFi'de henüz kullanılmamıştır. IPOR protokolü, TVL'de 40 milyon doların üzerinde bir rakamla ilk 5 türev platform arasında ve Ethereum'da ilk 2 sırada yer almaktadır.

Bitget Yöneticisi Gracy Chen: "Vadeli işlemler ve Copy Trade’de lider bir kripto borsası olarak, ürün tekliflerini genişletmek bu yılki ana stratejimiz. Ayı piyasasında bile, hızla büyüyen spot işlemler piyasamızda daha fazla gelecek vaat eden projeyi desteklemekten mutluluk duyuyoruz ve IPOR'un benzersiz özelliklerinin hem DeFi hem de TradFi oyuncularını çekerek DeFi'yi daha geniş bir kitleye ulaştıracağına inanıyoruz."

Coingecko'ya göre, Bitget'in 24 saatlik işlem hacmi 845 milyon dolar civarında ve tüm spot borsalar arasında 10. sırada yer alıyor. Platform şu anda 529 işlem çifti ile 460'ın üzerinde coin'i desteklemektedir.

Bitget Hakkında

2018 yılında kurulan Bitget, temel özellikleri olarak yenilikçi ürünler ve sosyal işlem hizmetleri ile dünyanın lider ilk beş kripto para borsası arasındadır. 100'den fazla ülke ve bölgede 8 milyondan fazla kullanıcıya hizmet veren borsa, güvenli, tek noktadan işlem çözümü sunarak kullanıcıların daha akıllı işlem yapmalarına yardımcı olmayı taahhüt eder. Ayrıca, aralarında efsanevi Arjantinli futbolcu Lionel Messi, lider İtalyan futbol takımı Juventus ve resmi eSpor etkinlikleri organizatörü PGL'nin de bulunduğu güvenilir partnerlerle yaptığı işbirlikleri aracılığıyla bireylere kriptoyu benimsemeleri için ilham veriyor. Coingecko’ya göre, Bitget şu anda en iyi 5 vadeli işlem platformu ve en iyi 10 spot işlem platformu arasında yer alıyor.

 

Daha fazla bilgi için  Website  |  Twitter  |  Telegram  |  LinkedIn  |  Discord

Medya soruları için iletişim: mert.k@bitget.com

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Ağustos 2021 Çarşamba

Yerli Dizi / Aşk Mantık İntikam

 Uzun zamandır yazı yazmadığım için nasıl yazı yazacağımı, nasıl giriş yapacağımı ve yaptığım yayının içeriği ile ilgili hangi konularına değineceğimi bilemiyorum. Kişisel hayatımda da kendimle ilgili her konuya değinmemeyi, her fikrimi söylememeyi alışkanlık haline getirdim. Çoğu kişi sessiz biri sanıyor beni bu yüzden. Uzun zamandır Türk dizilerine yorum yapmamıştım, bir şekilde yorum yapmaya çalışacağım. Yoksa gerçekten 'tamamen' bloga yazı yazmayı bırakacağım bu gidişle.

Dizinin tanıtımı geldiğinde eğlenceli olacağını düşünüyordum. Ve İlhan Şen'i başrolde görmeyi merakla bekliyordum. Burcu Özberk ile kimyaları uyar mı diye düşünüyordum ve izledikçe çok uyumlu olduklarını düşündüm. Dizi, Kore dizisi olan Cunning Single Lady'den uyarlama. Uyarlamalardan gına gelmiş olsa da, en azından bu sefer bir tık farklı bir konu uyarlanmış. 

Dizi ilk başlarda eğlenceli gidiyordu, ama saklanan sırlar ve klasik atışmalardan öteye gidemediği için ben biraz sıkılmaya başladım ama yine de izleyebildiğim yere kadar izlerim diye düşünüyorum. Başrollerin birbiriyle uyumu hoşuma gitti. Burcu Özberk'i ilk Güneşin Kızları'nda izlemiştim ve oyunculuğunun geliştiğini düşünüyorum ve güzelliğine güzellik katmış. İlhan Şen'de Ramo'da güzel harcanmıştı. Burada başrolde görmek çok güzel oldu.

Melisa Döngel ve Burak Yörük'ü kardeş yaparak çok güzel bir uyumu harcamışlar diye düşünüyorum. Ama kardeş olarak da dış görünüşleri birbirleriyle çok uyumlu. İkisinin karakteri de güzel ama aşk üçgeni oluşturacakları için karakterlerini sevdikleri için hırslandırıp kötü karakterlere dönüştürülecek gibi görünüyor. 

İki eski dünür olarak ailelerin atışmaları da eğlenceli. Esra'nın annesi Menekşe çok tatlı bir anneyken, parayı seven Ozan'ın annesi Zümrüt'ü sempatik buluyorum. Oyuncuların sempatik oluşunun da çok büyük etkisi var. Zümrüt parayla ilgili konuştuğu sahneler komiğime gidiyor. Normalde sinir olacağım kibirli bir karakter olsa da, dizideki karakter sempatikleştirilmiş. 

İlhan Şen'in gözlüklü haliyle daha yakışıklı olmasından bahsetmeden edemeyeceğim. 

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Nisan/Mayıs/Haziran aylarında ne izledim/okudum?

Haziran'ın başı finallerim olduğu için ders çalış, sınavlara gir, ödev yap derken uzun bir süre bloguma hiç bakma fırsatım olmadı. Eskisi gibi yazma isteğimde yok. En azından aylık rapor paylaşayım diyorum. 

İzlediğim diziler arasında final yapanlar ve sezon finali yapanlar oldu. 
Alev Alev dizisi final yapan diziler arasında. Hoşuma gitmeyen yerleri olsa da Demet Evgar ve Berkay Ateş'in oyunculuğunu ve ikilinin uyumunu çok beğeniyordum.

Kardeşlerim dizisi yine ağlatarak sezonu kapattı. Aslında çerezlik bir dizi. Ama dizideki gençleri izlemekten keyif alıyorum. Şengül karakterini canlandıran oyuncuya da bayılıyorum. Gençler arasında çok uyumsuz olan çiftler ve oyunculuğu iyi olmayan oyuncular, bunun yanında harcanan çift ve oyuncular var. Her bölüm birinin hastanelik olması dışında kendini izlettiren bir dizi.

Masumlar Apartmanı, umarım yeni sezonda aşkın iyileştireceği düşüncesi yerine tedavi olmanın, doktorun iyileştireceği düşüncesini bize gösterirler. 

Camdaki Kız'ı birkaç bölüm baktım ama o kadar yorulmuşum ki böyle diziler izlemekten. Bir Masumlar Apartmanı'nı izlesem yeter diyorum kendime. Ben artık gülmek istiyorum. Yeterince yorgun olan bu hayatımızda azıcık tebessüm istiyorum. Yaz dizilerinin klişesi başlamış olsa da en azından komedi barındırıyor içinde. Kafamı yormadan, tebessüm ettirecek çerezlik diziler. 

Cam Tavanlar'ı konusu nedeniyle heyecanla bekliyordum ama başrollerin uyumundan pek etkilenemedim.

İzlediğim diziler arasında final yapan Benim Adım Melek dizisi. Fazla uzatmışlardı, iyice saçmalamadan bitirmeleri iyi oldu. 

Baht Oyunu, klişe bir yaz dizisi olsa da eğlenceli. Başrol oyuncular çok sempatik. Gittiği yere kadar izlerim diye düşünüyorum.

Aşk Mantık İntikam, konusu mükemmel olmasa da eğlenceli. Aynı zamanda duygusal. Burcu Özberk aşırı güzel ve sempatik bir oyuncu. Güneşin Kızları'nda izlerken kendini çok kasıyordu. Oyunculuğunu geliştirmiş ve saçım bozulmasın diye kafamızı hareket ettirmeyiz ya Burcu Özberk'te de öyle bir durum vardı, bundan kurtulmuş ve gerginliğini üzerinden atmış resmen.

Listemde izlediğim Kore dizileri arasından en güzeli Vincenzo idi. Song Joong Ki'yi ilk Sungkyunkwan Scandal'da yan rolde izlemiştim. Nice Guy'da başrol olunca daha çok sevmiştim. Oyunculuğunu ve imajını her seferinde katlayarak ilerliyor. Burada da çok havalıydı. Vincenzo karakterini çok iyi taşımış. Bizi mafyaya aşık eden adam.

Run On, dizisi klişeleri yıkmış. Başrol erkek ve kadın her şeyi açık açık konuşarak hallediyor. Siwan'ın karakteri gerçekte var olması neredeyse mümkün olmayan hayali bir karakter bence. Aşırı anlayışlı ve düşünceli bir erkek. Bence diziyi izlerseniz karakteri daha iyi anlarsınız. İkinci çiftte aşırı sempatikti. Güçlü kadın, duygusal adam. 

ATEEN'i izlemeyi çok istiyordum, Mini dizi olduğu için kısa sürede 2 sezonu da bitirdim. Karakterlerin aşk ilişkisi beklemediğim şekilde ilerledi. Keyifli, çerez bir diziydi.

Tale Of Nokdu ve Şeytan Avcısı dizilerini oyuncular  ve gördüğüm tanıtımlar nedeniyle izlemeyi çok istiyordum. Aşırı mükemmel diyemeyeceğim diziler olsa da kötü değillerdi. Tale Of Nokdu'yu başrol oyuncularının kamera arkasındaki arkadaşlıklarını samimi bulup merak etmiştim. Bence bölüm sayısı daha az olsa tadında bitmiş olurdu dizi. Şeytan Avcısı'nı 4 başrolümüzün kamera arkasında birbirleriyle şakalaşması çok hoşuma gitmişti. Dizide bazı şeyler çokta güzel olmasa da izlemeye değer bir diziydi.

Move to Heaven, iyiki izlemişim dediğim Lee Je Hoon dizisi. Bir dizide Lee Je Hoon varsa hemen izlerim. Gerçekten yine farkını ortaya koymuş, romantizm olmayan duygusal bir dizi. Problemi insanların hayatına dokunan duygusal bir dizi olması. Eğlenmek istiyorsanız izlemeyin derim. Her bölüm başka birinin hayatına dokunan bir dizi.

Sanatın İcadı ve Modernizm kitaplarını da aldığım seçmeli bir ders için alıp okumuştum. Benim için faydalı ama sanata dair çok az bilgim olduğu için okuması güç ve yavaş oldu. 

14 Nisan 2021 Çarşamba

Mart ayında ne izledim/okudum? 2021

Online derslerinde başlamasıyla yoğun bir vakit geçirmeye başlamıştım. Ama evde olunca internet sıkıntıları açısından, evde ders çalışacak uygun ve sessiz bir ortam olmamasından kaynaklı derslere katılımda güçlük çekiyorum. Üstüne zorunlu derslerin saat çakışması ve ısrarımıza rağmen hocanın dersi kayda almaması işleri daha da güçleştiriyor. Gerçekten sevdiğim düşünceli hocalarım var olduğu kadar bazı hocalarımın da bilgisini saklama, kimsenin dersinden geçmesini istememe gibi olumsuz huyları var. Online eğitimin artı yönünü sayarsam; sabahtan akşama hafta içi tüm gün derslerim oluyordu. Okuldaki konferanslara, sempozyumlara katılma fırsatı bulamıyordum. Fakat şimdi gitme-gelme olayı ortadan kalktığı için daha fazla vakit kalıyor bize. 

Masumlar Apartmanı; son bölüm heyecanı çok yükseltti. Safiye ve İnci bir yerde birbirlerini anlayıp destek oldular. Gülben yine hayal kurup Esat'ın hareketlerinden anlam çıkarmaya başladı ve sonunda da hüsrana uğradı. Herkes Esra'ya olumsuz bakıyor ama Esra'nın haklı olduğu çok yön var. Gülben ona kötü davranmış olsa da sonradan onu anlayıp iyi davranan bir insan ama acıtasyon yaratmıyor maalesef ya da sempatik değil o yüzden izleyici sevmiyor. Son birkaç bölüm İnci'nin çok üzerine gidildi, sınırlar zorlandı.

Benim adım Melek dizisi; diziyi uzatmak için iyice saçmaladılar ama aile ortamı ve oyuncuları sevdiğim için izliyorum.

Alev Alev dizisinde; Cemre ve Ozan'a bayılıyorum. İskender ve Çiçek karakterlerini oynayan oyuncular birbirleriyle uyumlu ve izleyici seviyor diye, İskender'in onca yaptığı pisliği hiç yapmamış gibi Ali'yi kötü gösterdiler. Çiçek için adam bıçaklayan hapse giren adamı düşüncesize çevirdiler. Bence Berker Güven(İskender) ve Hazar Ergüçlü(Çiçek) başka bir dizide daha iyi karakterlerde olabilirdi ama bu dizinin kurgusunu değiştirip güçlü kadını yok edip onca kötülüğü yapan adamı bir melekmiş gibi göstermek çok yanlış oldu. Dizideki tek sevdiğim çift Cemre ve Ozan. Cemre ve Ozan'ın aşkı tam olması gerektiği gibi mükemmel ilerliyor.

13 Mart 2021 Cumartesi

Şubat ayında ne izledim/okudum? 2021

İzlediğim diziler arasından en çok Control Z'yi sevdim. Yemek yerken vakit geçsin diye hep bir şeyler izlerim. Bu diziyi de öylesine açmıştım ama devamını keyif alarak izledim. Konusu bir hackerın okuldaki öğrencilerin tüm kirli sırlarını öğrenip onları ifşa etmekle tehdit etmesini ve bu hackerı arayan 3 öğrenciyi konu alıyor.

Winx'i çocukken hep televizyonda izlerdim. Geçenlerde Netflix'te Winx Efsanesi : Kader adlı diziyi izlemiştim. Çizgi dizininde konusu böyle miydi ya? diyerek merak edip çizgi diziyi izlemeye başladım. 6. sezon son sanmıştım ama değilmiş. 6.sezondan sonrasını izlemeye sıkıldım ve bıraktım. Ama ilk 4 sezon çok keyifliydi. 

Locke & Key, dizisini arkadaşımla ortak izliyorduk. Belli günlerde buluşup bir, iki bölüm bakıyorduk. Onunla izleyince keyifliydi. Yoksa gerilim izlemeyi sevmediğim için asla bu diziye bakmazdım. Dizi korkutucu değildi ama beni gerdi. Konusu çok güzel. İzlemenizi tavsiye ederim ama ikinci sezon gelecekmiş gibi bitti dizi, kim bilir ne zaman gelir.

Alev Alev dizisi, şu an keyifle izlediğim dizilerden birkaçı. Kendisini kurtaracak bir kahraman bekleyen zayıf kadınlar yerine kendi kendilerini kurtarmaya çalışan güçlü kadınlar ve onların erkek destekçileri var dizide.

Benim Adım Melek dizisi son 10 bölümdür uzatmak için saçmalamaya başlamıştı. Ama yine de izliyorum, hoşuma gidiyor.

Masumlar Apartmanı da saçmalayanlar arasında. Ama oyuncular olsun, sahneler olsun keyifli gidiyor. Hep drama başvurmuyorlar. Safiye ile Gülben'in komik, tatlı sahneleri sağ olsun keyifli oluyor. 

Run On, Kore dizisini övüyorlardı. Merak edip diziye başladım ama dizi çok yavaş gidiyordu. Diyaloglarda çok monotondu ama oyuncuların komik, tatlı sahnelerini izlemek çok keyif vericiydi. Özellikle Siwan ve Kang Tae Oh'un sahneleri çok eğlenceliydi. Siwan'ın karakteri çok düşünceli ve nazik bir karakterdi. Hatta fazla düşünceliydi. Hayal ürünü bir karakter olduğu çok belliydi ve yürek hoplatıyordu. Diziyi oyuncular ve karakterler için izlemeye devam ettim diyebilirim.

12 Şubat 2021 Cuma

Ocak ayında ne izledim? 2021

Ocak ayının ilk iki haftası sınavlarla uğraştım. Sınavlar bitince kendimi bir şeyler izlemeye bıraktım. Şubat ayının ilk haftasını bitirmiş olmamıza rağmen çok fazla şey izledim. Ocak ayındaki izlediklerim hiç gibi kalıyor.

İzlediğim Türk dizileri arasında heyecanlı gideni yok ama sıkıcı da değiller. Alev Alev dizisinde iyi oyuncular, iyi senaryo ve güçlü kadınlar mevcut. Menajerimi Ara dizisinde iyi oyuncular, eğlenceli giden bir senaryo mevcut. Masumlar Apartmanı gerçek hikayeye göre biraz saçmaladığını düşünsem de iyi gidiyor. Bir Başkadır dizisini iyi ki izledim ama tek sorun fazla yavaştı. Onun haricinde senaryo, oyuncular her şey iyiydi. Winx Efsane : Kader ise; orjinaline göre farklılıklar fazlada olsa göze batmamış. İkinci sezon gelse de izlesek havasındayım. Tek sıkıntı Stella'yı fazla mı kötü göstermişler sorusu. Hatta gittim art arda çizgi filmin 6 sezonunu izledim. Evet izleyecek bir şeyde bulamamış olmamla birlikte merak ettim, izledim. Kalan sezonları da izlemek istiyorum ama art arda izleyince sıkılmaya başladım. Şu an dizi ve film önerilerine de açık durumdayım.

Azizler filmini beğensem de bir başlangıç, bitiş yok gibi hissettim. Olay örgüsünü tam anlayamadım. Tekrar izleyip anlamaya çalışmam en mantıklısı olacak.

Never have i ever ise; yaklaşık 30 dakikalık bölümlerden oluşuyordu. Eğlenceli bir gençlik dizisiydi. 

Two Cops'ı yayınlandığı yıl 2017'de izlemiştim. Ablam geçen izliyordu, onunla birlikte bende tekrar izledim. Tekrar izlemek Jo Jung Suk ve Kim Seon Ho'nun ne kadar iyi oyuncular olduğunu hatırlamamı sağladı. Jo Jung Suk için diziye başlayıp Kim Seon Ho için izlemeye devam etmiştim. Son bölümler biraz bitse artık dedirtse de izlemeye değer eğlenceli bir diziydi. 

8 Şubat 2021 Pazartesi

bugün günlerden saçmalık

 Bugün öyle bir günkü, 

kurduğum arkadaşlıkların sahte olduğunu keşfettim. Kendimi sorgulamama sebep olan çevreme kızgınlık ve güven sarsılması yaşatan, tekrar kendime dönüp kendimden nefret etmemi sağlayan bir duyguydu. 

Kötü bir şey olduğunda her zaman dönüp kendimi sorgular ne hata yaptım derim, fakat karşımdaki insanlar aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Haklı olduğum durumlarda aptal gibi kalıp kendimi savunamadığıma ya da kaybederim, kırarım korkusuyla sessiz kalışıma kızmışımdır her zaman. Ama artık kendimi savunduğumda yine suçlu olan kişi oluyorum. Karşımdaki asla dinlemiyor, sadece kafasındakine odaklanıyor. Yine içime dönüyor, kimseye güvenmek, kimseyle konuşmak dahi istemiyorum. 

Tam anlamıyla yoruldum. Yanlış anlaşılmaktan, kendimi yanlış anlatırım, kırarım diye özenle kelimelerimi seçmekten, aynı hassasiyeti karşıdaki kişiden bekleyip alamamaktan yoruldum.

Ezilen olmaktan, aptal yerine koyulmaktan, kendimi sorgulamam, kendimden nefret etmeme sebep olanlardan usandım. Hiçbir şeyi, hiçbir haltı beceremiyorum düşüncesinden. Yarardan çok zararım diye aklıma gelen düşünceleri yok etmeye çalışmaktan usandım. 

Nefes almanın bile zorlaştığı, yemek yemek istemediğim sadece uyumak istediğim ama düşüncelerimin kafamı patlattığı zamanlarımın olmasından bıktım. İnsanlarla konuşmaktan korkuşuma, kalabalıktan tiksinişime ama aynı zamanda kendime yetemeyip yanımda gözlerim kapalı güvenebileceğim insanların olmasını istemekten yoruldum.

Geleceğimin nereye gittiğinden bihaber, belirsizliklerin içinde süzüldüğüm bu iğrenç insanlarla dolu yaşamdan yoruldum. Sadece ailem, onlar için nefes alıyorum. Ama onlara da mahcubum. Çevremdeki insanları bu kadar kafaya takıp kendimden çok başkalarına önem verdiğim için, yeterli bir insan olamadığım için...

Herkesin kurduğu insan ilişkileri arkadaşlıklar böyle mi? Yoksa sadece bana mı özel? Ya çıkar için yanıma gelenler ya da önem veriyormuş gibi davranıp arkamdan kuyumu kazanlar. Dudaklarından dökülen o sözlerle kalplerindeki hislerin bir olmayışını göre göre susmaktan, içime doğan bana yalan söylüyor, beni sırtımdan bıçaklayacak hissinden ve o hislerin iş işten geçtikten sonra gerçek oluşundan bıktım.

Başkalarına verdiğim sözlere sadık kalabilmek için uğraştığım çabayı kendime verdiğim sözleri tutmak için yapsaydım şu an belki her şey daha farklı olurdu. Kendimi değiştirmek ve geliştirmek istiyorum. Ya başlangıcı nasıl yapacağımı bilmiyorum ya da değişmeye korkuyorum. Yine beceremedim, her zaman olduğu gibi. Takatim kalmadı. İnsanlardan umudumu kestim. Tek odaklandığım okulumu bitirmek ve en azından ailemi mutlu etmek. 

Geriye attığım yüzleşmeye korktuğum korkularımı kimsenin bilmesine izin vermeden onlarla yaşamaya karar verdim. Çok geç gibi geldi artık, mızmızlanmak yok artık. Başarısız olmaktan korkmak yok artık, başarısız olsan da sen yine sensin, kabulüz sana denmesini beklemek yerine kendin kabul et yeter

Geçmişteki hatalarıma takılı kalmaktan yoruldum. Gün gidiyor. Zaman yetersiz. Bense hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyorum. Yorgunum artık geçmişi ya da hataları, başka insanları düşünecek halim kalmadı. Daha çok çalışıp geleceği güzelleştirmeliyim. Artık anı yaşamalı ve sadece mutluluğu aramalıyım. Kendime ve doğru olduğunu inandığım şeylere güvenmeliyim. Her şeyin farkında olup becerememek yine farklı günler aynı şeyler şeklinde geçen zaman... Buna bir dur demeli. Artık bu kalbin yerine kırılmayan ve soğuk bir taş istiyorum. Bazen bu taşı buluyorum ama hemen kaybediyorum. Gerçekten her şeyin fazlası zarar. 

İnsanların seni anlamadığından yakınmak ama aynı zamanda anlatmayı beceremediğinden yakınmak. Ben mi sorunum, başkaları mı? Belki de her ikisi. Mükemmel olsun istiyorsun ama mükemmeli bulamıyorsun. Kötü yapmamak için hiç yapmamayı tercih ediyorsun. Bitirememekten korktuğun için hiç başlamıyorsun. Ya hep ya hiç diyorsun. Beceremediğini bildiğin için hiçi seçiyorsun.

Saçma düşünürüm, saçma konuşurum. Fazla konuşurum. Bunu bildiğim için susarım. Ortasını bulamıyorum. Sanırım doğru yer neresi? Doğru zaman ne zaman? Doğru söz ne? bilmiyorum, anlamıyorum, fark edemiyorum. Bu yüzden hep kaybedenim. Kendimi de kaybettim. Geri çok aradım ama kırık dökük bazı parçaları bulabildim sadece. Birleştirmeye çalıştım ama eskisine benzemedi. Eskisi nasıl bir şeydi onu da hatırlamıyorum artık. Öyle bir hatırlamamak ki eskiden var mıydı acaba dedirtti. Belki de ufak tefek o parçalardaki ben uydurduğum bendir. O derece bilmiyorum artık. 

Aklıma geldi de, ortaokuldayken günlüğümü bulup okumuşlardı. O günden beri hep biri okur diye şifreli yazardım hislerimi güvenemez onları da yakardım. 

 Gökyüzüne bakmak iyi hissettiren tek şey, günbatımını izlemek. Bulutların arasında yok olan o turuncumsu renk huzurun rengi. Nefes aldığımı hissettiğim, kafamın boşaldığı tek an. O ana ulaşmak için hiç vakit olmuyor tabi orası ayrı. Tabi birde göl (deniz hiç görmedim) olacak. İkisinin birleştiği an. Birde soğuk rüzgar. Rüzgarın yüzüne çarpışı bedeninin titremesi ve soğuktan hissizleşmesi bile insana iyi gelir mi? gelir. Bu tükenmişlik yazısının içine iyi gelen şeylerde katılsın.

İşte öyle saçmaladım, yine. Tam ne yazdığımı hatırlamıyorum ama yazmak iyi hissettirdi.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Aralık Ayında Ne İzledim? 2020

Ocak ayı finallerim nedeniyle çok yoğundu, bloga bakma fırsatı hiç bulamadım. Ocak bitmeden Aralık ayının raporunu paylaşmak istiyorum. 

Belli başlı izlediğim diziler var. Şu an heyecanla izliyorum diyebileceğim bir dizi yok ama beni hala ekran başında tutan 4 Türk dizisi var. Onun haricinde; blutv yasaklar nedeniyle 2 günlüğüne ücretsiz izleme fırsatı sunmuştu. Konusundan dolayı çok merak ettiğim Yarım Kalan Aşklar'ı izledim. Sonu pek hayal ettiğim gibi olmasa da konu hem eğlenceli hem de alışılmışın dışındaydı. Başrolünde yer alan Burak Deniz'in Aşk Laftan Anlamaz dizisi nedeniyle oyunculuğunu iyi bulmuyordum. Bu dizisinde beni çok şaşırttı ve çok iyi iş çıkardığını düşündürttü. Şu an hatta Maraşlı dizisinde yine çok farklı bir karakterle karşımızda. Dilan Çiçek Deniz'de Yarım Kalan Aşklar'da oyunculuğunu beğenmesem de şu an Alev Alev dizisinde iyi iş çıkarıyor. Karakteri kendisine yakışıyor.

Japon dizisi Alice in Borderland; konu açısından çok heyecanlı olmasına rağmen biraz yavaş ilerlediğini düşünüyorum. Ama yeni sezonunu merakla bekliyorum. Kento'nun son izlediğim filmlerinde oyunculuğunu iyi bulmuyordum ama burada rolünü iyi taşımış.

İzlediğim Kore dizileri devam eden dizilerdi. 3'ü de çerezlik dizi ama izlenilebilir. DokGoBin is Updating dizisinde ve The Mermaid Prince: The Beginning dizisinde övmek istediğim oyuncu; Hwiyoung. SF9 üyeleri bu aralar sürekli dramalar da boy gösteriyor ve hepsi de başarılı. 

İzlediğim filmler ise, Rose Adası'nın İnanılmaz Hikâyesi beni pek sarmadı, onun haricinde hepsi izlemeye değer filmler.

7 Aralık 2020 Pazartesi

Ekim/Kasım ayında ne izledim/okudum? 2020

Geçtiğimiz iki ay çok fazla Türk dizisi izledim. Kasım ayında da çok fazla yeni dizi başladı. Merak edip ilk birkaç bölümü izledim. Ne kadarına devam ederim bilmiyorum. Heyecanı kaçana kadar izlerim herhalde. Okuduklarıma gelince Harry Potter serisinin son kitabını okuyacaktım ama başlayamadım derken o kitabımı okusam bunu mu diye düşünmeye girdim ve hiçbirine başlayamadım. Okul olduğu süreçte hiç kitap okuma hevesim de olmuyor, bu durum beni ne kadar üzse de... Bu aralar dizi izlemekten daha keyif alıyorum.

Ekim Ayı

 İzlediğim Diziler

18 Again // Kore

Masumlar Apartmanı

Menajerimi Ara

Kırmızı Oda

Benim Adım Melek

İzlediğim Filmler

-

İzlediğim Programlar

Konuşanlar

Çok Güzel Hareketler 2

Okuduklarım

-

5 Kasım 2020 Perşembe

Yepyeni Ford Puma: Şehirli Bir SUV!

Ford’un yeni SUV otomobili Yepyeni Ford Puma; modern, şık ve cesur görümüyle dikkat çeken bir tasarımla karşımızda. Alışılan SUV tipi araç görünümü aksine fazlasıyla modern, zarif ve şık görüntüsüyle şehir trafiğinde dikkatleri üzerine çekiyor. Metropolde alışık olmadığımız kadar şık bir SUV tasarımı ile şov yapan Yepyeni Puma, asfalt zemin dışında da yüksek performansıyla şaşırtıyor.

7 ileri otomatik vitese sahip Yepyeni Puma, Ecoboost Hybrid motor teknolojisi ile çevreci ve yenilikçi bir duruş sergiliyor. Bu teknoloji gerektiğinde benzinli motorun elektrikli bir motor ile desteklenerek yakıt tasarrufuna ve uzun mesafeleri düşük emisyonla kat etmenize imkân sağlıyor. Yüksek performansına rağmen klasik motorlara göre CO2 emisyonu ciddi ölçüde düşük.


Sınıfının En Büyük Bagaj Hacmi
Zarif görünümünün aksine, sınıfının en büyük yıkanabilir bagaj hacmine sahip. 80 litrelik su geçirmez ve tahliye tapası olan ekstra bir Megabox’ı sayesinde ek depolama alanı yaratarak, özellikle sporseverler için kolaylıkla muhafaza edilebilir bir alan oluşturuyor. 
Ayrıca sadece sizin değil evcil hayvanınızın da konforu düşünülmüş ve Hayvan Dostu olarak tasarlanmış. 

Güvenlik ve Park
Teknolojik yeniliklerle donatılmış Yepyeni Puma’nın Adaptif Hız Kontrol Sistemi ayarladığınız takip mesafesine paralel olarak trafiğin akış hızına göre hızınızı ayarlayarak takip mesafesini koruyor. Olası tehlike durumlarına karşı Acil Durum Manevra Destek Sistemi,Adaptif Hız Kontrol Sistemi, Şerit Takip Sistemi ve Hizalama Asistanı gibi pek çok teknolojiyi destekleyen Ford Co-Pilot360 özelliği mevcut. Geri Görüş Kamerası, Gelişmiş Otomatik Park Sistemi, Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ile şehrin yoğun ve dar alanlarında bile park etmeyi fazlasıyla kolaylaştırıyor.



Kişiye Özel Sürüş Modu
Normal, Eco, Spor, Kaygan Zemin ve Arazi olarak 5 farklı sürüş modu var. 12.3” Dijital Gösterge Panelinde seçtiğiniz her mod için farklı bir tema rengi mevcut.
Ayrıca seçilebilir sürüş modları sayesinde gaz tepkisi, direksiyon hassasiyeti ve vites değiştirme ile ilgili tüm alışkanlıklarınıza uygun bir sürüş modu da belirleyebilirsiniz. Yepyeni Puma, sizin stilinize göre bir yol bularak size özel ve ayrıcalıklı hissettiriyor. 

İsterseniz müziğin ritmi, isterseniz mesaj içeriği!
Kalitenin karşılığı B&O Ses Sistemi teknolojisi ile 575 watt’lık ses sistemine sahip. Dijital hayattan ve telefondan kopmak istemeyenler de fazlasıyla düşünülmüş. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan isterseniz sesli komutlarla müziğinizi kontrol etmenin tadını çıkarın, isterseniz de metin mesajlarınızı Yepyeni Puma size sesli olarak okusun. Ford SYNC  teknolojisi sayesinde telefondan kopmadan konforlu ve güvenli yolculukların keyfini sürün.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Ekim 2020 Salı

Eylül ayında ne izledim/okudum? 2020

Bu ayım ağırlık olarak yeni başlayan Türk dizilerini izlemekle geçti. Normalde Türk dizileri benim izleyebileceğim tarzda olmuyordu, ilk birkaç bölümüne bakıp bırakıyordum. Fakat bu aralar başlayan diziler konu ve oyuncular açısından başarılı dizilerdi. Tek sıkıntı güzel dizilerin çoğunun Salı günü olması. İzlediğim diziler arasından Hekimoğlu, Menajerimi Ara, Masumlar Apartmanı Salı günü yayınlanıyor. Biraz ona biraz buna bakıyorum, ya da o gün hangisi merak uyandırıyorsa onu televizyondan izleyip diğerlerini internetten izlemek durumunda kalıyorum maalesef. Okul bu hafta başladı ve benim şu an 13 dersim var, bu yüzden bazı dizileri izlemeyi bırakacağım. 
Menajerimi Ara dizisinin kurgusu klasik Türk dizilerine nazaran farklı, eğlenceli aynı zamanda duygusal olması nedeniyle beni kendine çekiyor. Bunun yanı sıra oyuncular arasından tek birine bile kusur bulamayacağım kadar kaliteli oyunculuklar görüyor bu gözler. Fakat reytinglerinin düştüğünü duydum, bu konuda çok üzüldüm. 
Kırmızı Oda; 2,5 saatlik bir dizi olmasını göz önünde bulundurarak oyuncular, konu bakımından kalite kokan bir dizi. İzlerken sürekli gözlerimin dolduğu bir dizi.
Masumlar apartmanı; ilk başlarda n'oluyor yahu dedirttirdi. Sonra başrollerin aşkının fazla hızlı geliştiğini düşünsem de, onları izlerken yavaştan usanmaya başlasam da diğer oyuncular ve konu olarak çok iyi ve heyecanlı giden bir dizi. Zamanında komedileriyle tanınan bu oyuncuların böyle tam zıttı rollerde oynamaları ve çok iyi oynamaları bu iki diziyi daha da övünülesi kılıyor. 
Benim Adım Melek dizisi; Melek karakterinin ailesi ve özellikle babasıyla arasında geçen yürek burkan ilişkisi izlerken sürekli gözlerimi dolduruyor. Melek'in babası olan Seyit Ali karakterini canlandıran Mehmet Çevik'in oyunculuğunu bu dizide çok beğendim. Dede Seyit Ali ile torun Seyit Ali'nin ilişkisi ve Seyit Ali ile Cumali'nin arkadaşlığı dizide sevdiğim diğer sahnelerden. 
Çatı Katı Aşk dizisini yan karakterlerin aşkı için (Yasemin&Demir çifti) izlemeye başlamıştım. Sonradan Ayşen&Ateş ve Yasemin&Demir dörtlüsü çok keyifli gelmeye başlamıştı. Fakat Ayşen karakterini canlandıran oyuncu diziden çıkacak deniyor, bilmiyorum ama sanırım izlemeyi bırakacağım dizilerden birisi bu. 
Çok Güzel Hareketler 2 eskisi gibi eğlenceli gelmiyor ama ailecek yine izliyoruz. Gülecek zaten çok az şey var. Hiç yoktan Çok Güzel Hareketler var.
Konuşanlar'ı ablam izlerken görüyor, duyuyordum. Bunu niye izliyorsun, güldüğün şeylere bak diye kızıyordum. Sonra bir bölüm izledim ve eğlenceli bulmaya başladım. Son bölümleri pek eğlenceli bulmasam da izliyorum. Hep kahkaha attıracak diye bir şey yok, bazen düşüşler olabiliyor. 
(Fotoğrafta alakasız mı oldu, bilmiyorum ama çok fazla dizi hakkında konuşunca Leyla ile Mecnun aklıma geldi.)

14 Eylül 2020 Pazartesi

Yerli Dizi // Menajerimi Ara

 Fragmanını görünce beklenti ve merak oluşmuştu. Dizinin ilk bölümünü izlediğimde beklentimi harika karşıladı. Klasik Türk dizilerine nazaran farklı konusu var ve oyuncu seçimleri bence çok iyi olmuş. Tam "aa Türkler böyle kaliteli konularda bulabiliyormuş" derken bu dizininde uyarlama olduğunu öğrenmek beni hayal kırıklığına uğrattı. Dizinin orjinaline yapılan yorumlarda; orjinalinin yavaş ilerlediği ama bizimkinin daha heyecanlı ilerlediği tarzı yorumlar vardı. Dizideki küçük espriler bile hoşuma gitti. Normalde sardırmadan bir diziyi izleyemem fakat bu dizide hiç sardırmadan heyecanla izledim. 

Deniz Can Aktaş'ı Avlu'dan beri takip ediyorum, Aşk Ağlatır dizisine izlemiştim ve konusu biraz hayal kırıklığıydı. Saf, bir erkeğin onu korumasına muhtaç bir kız ve onun kurtarıcısı olan bir erkek klişesi. Hafsanur Sancaktutan ile hem görsel olarak hem oyunculuk olarak güzel bir uyumları vardı ama bu diziyle harcandı bence. Neyse asıl dizimiz Menajerimi Ara'ya gelirsek; dizide bir anda popülerleşmiş ve bu popülerlik dengelerini alt üst etmiş bir genç oyuncuyu canlandırıyor. Ben oyunculuğunu iyi buluyorum, burada da fena değil. 

5 Eylül 2020 Cumartesi

Ağustos ayında ne izledim/okudum?

Bu ay sanki 1 günmüş gibi çok çabuk geçti. Ne ara Eylül'e girdik hiçbir şey anlayamadım. Doğru düzgün bir şey yapamadım. En verimsiz geçen aylarımdan biriydi diyebilirim. Ama müzik dinleme açısından çok verimliydi. Çok fazla müzik dinleyip uyudum. Yeni yeni bir sürü şarkı keşfettim. Eylül ayının da bu şekilde verimsiz geçmemesini umuyorum. Ayrıca bu ay içerisinde izlediğim dizileri çok beğendim. (The Rain hariç, benim için vakit kaybıydı diyebilirim.)
Prison Playbook; hapishane de geçen bir dizi. Hem eğlenceli hem duygusal. Oyuncuları kaliteli, kurgu kaliteli. 
Menajerimi Ara dizisi; yaz dizisi olarak çekildiğini ama virüsten dolayı yazın çıkmadığını düşündüğüm bir dizi. İlk bölümde hiç sardırmadan keyifle izlediğim bir dizi oldu. Dizi için çok para ve emek harcandığını düşünüyorum. Klasik dizilerimizden farklı olduğu için daha bir abartasım geliyor diziyi. Hayal kırıklığına uğradığım tek şey ise bu dizininde uyarlama olması. 
Çatı Katı Aşk dizisine dair olumsuz düşüncelerim vardı. Fakat başrol çiftten çok yan karakterlerin aşkını görünce diziyi izlemeye başladım. (Demir&Yasemin çifti) Bu dizi de bir nebze olsun farklı ve oyuncuları (genel olarak) kaliteli. Sahnelerde eğlenceli. 
Bayi Toplantısı; fena değildi. Yani ne iyi ne kötü diyebileceğim bir seviye de esprileri vardı. Güldürür, tebessüm ettirir ama kahkaha attırmaz cinstendi.
Baba Parası da kurguyu ve finalini beğendim. Devrim Yakut'un karakteri en çok aklımda kaldı. İzlemek için şans verilebilir. 
Okumak için kitap listesi yapmıştım ama o listeden birini bile bu ay okumadığım için çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. Fakat bugün itibariyle tekrar kitap okumaya başladım. Kendimi zorlarım belki günlük kitap okumak için. 

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Temmuz Ayında Ne İzledim/Okudum?

Bu ayın nasıl geçtiğini diğer aylarda olduğu gibi pek anlamadım. Ama bu ayın yarısı verimli yarısı anlamsızdı benim için. Bu ay güzel diziler izlediğimi düşünüyorum. Ağustos ayı nasıl geçecek bilmiyorum. Fakat ilk haftasında güzel ve keyifli bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Bu arada kişisel olarak ben normalleşme sürecine giremedim. Evden gerekmediği sürece çıkmıyorum. Okul açılınca ne olacak, nasıl alışacağım merak ediyorum doğrusu. Mart ayından bu yana ilk kez birkaç gün önce otobüse bindim ve insanlar çok düşüncesizdi. Fazlasıyla rahatsız oldum o kalabalık ortamda bulunmaktan. Hayırlısı diyorum, insanlar içinde akıl fikir diliyorum Allah'tan. 

21 Temmuz 2020 Salı

BKMkitap'tan Aldıklarım 3

Mart ayının 3.haftası içerisinde bu kitapları sipariş etmiştim. Mart'tan bu yana çok fazla kitap siparişi verdim, hepsini vakit buldukça paylaşmak istiyorum. Bir önceki sipariş yayınımda bahsetmiştim, Harry Potter serisinin ilk iki kitabını almıştım. Tabi sonra ayrı ayrı aldığım için pişman oldum. Set halinde almak daha mantıklıydı ama bir anda o kadar çok parayı kitaba vermek zor gelmişti. Şöyle bakınca da bu alışverişimde 10 kitaba 180 lira verince kitapları ayrı ayrı alıyor oluşum mantıksız geldi. Karantina günlerinin ilk zamanları olduğu için kitaplar elime geç ulaşmıştı. Bir de 3 kitapta tedarik siparişi bekleniyor deyip duruyordu. O yüzden siparişimin üzerinden 8 gün sonra gelmişti. Ama dediğim gibi karantinanın ilk günleri olduğu için geç gelmesini normal buluyorum. Sonraki siparişlerimde bu kadar geç gelmedi çünkü.

19 Temmuz 2020 Pazar

Yerli Dizi // Sen Çal Kapımı

Yeni yayınlanan Türk dizilerinin genelde ilk bölümlerine bakmaya çalışırım. Hoşuma giderse izlemeye devam ederim ama çok nadir 5,10. bölümden sonrasına baktığımı hatırlıyorum. Belli bir süre sonra sevdiğim o dizilerde saçmalama evresine gelmiş oluyor ve ben taş çatlasa 15,20 bölüm bakabilmişimdir diye hatırlıyorum. Bu yaz başlayan dizilerde 3 isim duydum. Bay Yanlış, Çatı Katı Aşk ve Sen Çal Kapımı. Bay Yanlış dizisi oyuncuları yüzünden bende izleme istediği uyandırmıyor ama youtube üzerinden birkaç kesitine baktım ve yine izleme isteğim uyanmadı. Çatı Katı Aşk dizisine ise televizyonda ve youtube'da kesitlerine denk geldim. Bay Yanlış dizisinden daha iyiydi. Twitter üzerinde de bu diziyle ilgili bir taga denk geldim. Başrol kadın karakter yerine yan kadın karakterin başrol erkek ile olmasını istiyorlardı. Bence de yan karakter daha çok yakışıyordu başrole. Asıl anlatmak istediğim diziye gelirsek; Sen Çal Kapımı dizisinde başrollerde Hande Erçel ve Kerem Bursin var. Hande Erçel'i ilk Güneşin Kızları'nda izlemiştim ve o yandan bu yana baktığımda, Halka, Azize gibi dizilerinden de yola çıkarsam oyunculuğunu çok geliştirdi. Kerem Bursin ise; dizideki soğuk, disiplinli patron karakterine uymuştu. Dizinin konusu eh şöyle böyle ise; ya oyuncuları iyi olacak ya da sahnelerin ilerleyişi iyi olacak. Bu dizide klasik sözleşme ile nişanlanan fakir kız ve zengin oğlan olsa da ben sahneleri ve oyuncuları beğendim. Başrol karakterimiz Eda'nın arkadaşlarından Ceren karakterini canlandıran Melisa Döngel, Melek karakterini canlandıran Elçin Afacan daha önce izlediğim ve sempatik bulduğum oyunculardı. Figen karakterini canlandıran Sitare Akbaş'ı tanımıyordum ama onun karakteri de güzeldi. İlk iki bölümü izlediğim kadarıyla oyuncular diziyi kurtarıyor diyebilirim. Güzeldi. Devamını izler miyim bilmiyorum, gittiği yere kadar artık izlerim.