1 Nisan 2018 Pazar

Kitap // İnsan Ne ile Yaşar? #kom2018

Daha önce keşke okusaymışım dediğim bir kitaptı. Yıllardır evimde arada elime alıp baktığım ama okumadığım kitaplarımın olduğu dolapta duruyordu. Geçenlerde 20 civarı kitabı seçip odamdaki dolaba getirip yerleştirdim. 1 aydır kitap okumayı sağlıklı bir şekilde ilerletiyorum. Dün ve bugün birer kitap okudum günlük. Konuşmamda, düşünmemde ve yazımda kitap okuduğum zaman bir farklılık hissediyorum. Daha net, daha belirgin cümleler, daha iyi konuşmalar... Bilmiyorum ben öyle hissediyorum. Eskiden de kitabı çok okuduğum zamanlar bu farklılığı hissederdim. Çok çabuk sıkılıyorum, bu yüzden belli bir şeye istikrarla, kararlı adımlarla, tutkulu bir şekilde başlıyorum ve bir bakmışsınız bir süre sonra o işten sıkılmışım. Okulda da böyleydim. Normalde öğrenciler ilk dönem haylazlık yapar ders çalışmaz, ikinci dönem notlarını yükseltirdi. Ben ilk dönem tutkuyla ders çalışır. İkinci dönem ise sıkılmış, canı istemiyor bir halde olurdum. Haliyle notlarda ikinci dönem düşerdi. Bir işe başladığım zaman bu işin kısa zamanda bitecek bir iş olması önemli, çünkü kendimi biliyorum. Sıkılacağım. Böyle bir insan olmama rağmen birkaç konuda nasıl oldu da hiç bıkmadan hala tutkuyla devam edebildim dediğim şeyler oldu. Bunlardan birisi, birini sevmekti. Pes etmeden sevebildiğime hayret etmiştim. Neyse konumuza döneyim, çok uzattım değil mi? İşte bende konuşmam konuşmam, konuşunca da böyle susmak bilmem. 

Kitap gerçekten okunması gereken bir kitap. İçerisinde belli başlı birkaç hikaye var. Hepsi öğüt veriyor. Yazım tarzı çok iyi. Kısa sürede bitecek, akıcı, sürükleyici bir kitap. Alıntı yapılabilecek yerler mevcut, onları da aşağıya ekledim.


31 Mart 2018 Cumartesi

Yerli Dizi // İnsanlık Suçu

İki gündür televizyon izleyemiyorum ve bilgisayarın başına geçmeye de vakit bulamadım. Bugün az buçuk televizyona bakmaya çalıştım. İnsanlık Suçu ve Masum Değiliz aynı anda başlamıştı. Bu nedenle birisini tercih ettim ve bu İnsanlık Suçu oldu. Vakit bulunca internet üzerinden Masum Değiliz'e de bakacak, yorumunu paylaşacağım.

İlk 15 dakikasını izleyemedim fakat izledikçe konuyu ve başında neler olduğunu çözdüm. Gizem Karaca ve Kaan Yıldırım'ın başrolü paylaşıyor olması iyi olmuş, ikisinin uyumlu olduğunu düşünüyorum. Ahmet Mümtaz Taylan'a ise, zengin beyfendi rolü yerinde olmuş. Kendisi bu rollere yakışıyor, iyi bir oyuncu olduğunu da söylemeye gerek görmüyorum. Serkay Tütüncü ise, biraz eksiklikleri var fakat kötü değildi. İleri ki zamanlarda gelişebileceğine inanıyorum.

Başrolümüz Cemal karakterini canlandıran Kaan Yıldırım'ı en son Klavye Delikanlıları'nda görmüştük. Karakterini ve oyunculuğunu beğenmiştim. Burada da fiziği olsun, görünümü olsun, ses tonu olsun Cemal karakterine çok yakışmış. Hele bağırıp sinirlendiği sahneleri çok iyi. Ses tonu ve rengi nedeniyle yakışıyor. 

Gizem Karaca'nın karakteri ve oyunculuğunun burada pasif kaldığını düşünüyorum, belki ilk bölüm olduğu için öyle geldi.

Cemal'in en yakın arkadaşı Selim karakteri ise, ilk başta güven vermiyordu. Cemal'in başına iş açıp üstüne atıp gidecekmiş gibi hissettirdi. Daha sonra direksiyonun başında ben vardım, deyip suçu üstlenince ha dedim, şimdi güvendim. Fakat sonunda çocuğun oradan kaçmış olması, polislerin ikisinin peşlerine düşmeleri... Cemal ve Selim kaçmak yerine polisi arasalardı, polis gelince Selim ben direksiyonun başındaydım deseydi. Bu şekilde polis Cemal'in peşine düşmezdi. Fakat herkesin kullandığı şu lafı kullanacağım ; dizi işte. Dizinin yürümesi, aksiyonun girmesi gerektiğinden böyle yapılmış. Cemal'in amcasının şirketine gittiğinde polisin gelip sahnede onu tutuklaması ve polis arabasına binerken Suna'ya söylediği şey... Dizi de entrika bol bol mevcut. 

Geçmişte iki kardeşin aynı kadına aşık olması ve kardeşlerden birisinin bu kadınla evlenmesi ve böylelikle iki kardeşin düşman olması. Geçmişlerinden gelen düşmanlık daha farklı olabilirdi bence diyeceğim ama sadece bu kadarla kalmıyor olabilir. İleri de bu düşmanlığın altından daha farklı bir şey çıkarabilirler.

Geçmişin tekerrür etmesi yani amca çocukları olan Cemal ve Gökhan'ın da aynı kızla ilgili, ilişkili olması. Aşık demiyorum çünkü, Gökhan Suna ile nişanlı olsa da aşık değil. 

Bu arada Melike İpek Yalova'yı ise çok şeker buldum, karakteri de çok hoşuma gitti. İlerleyen zamanlarda biraz kötü bir karaktere dönüşebilir belki, sebebi ise; Cemal'e olan ilgisi. Cemal'in ona değil Suna'ya ilgi duyması ise onu ikinci kadın karakter yapıyor. Kıskanç, kötü bir karaktere mi dönüştürürler yoksa aşkını içine atan, iyi aşığa mı, bilemeyeceğim.

Genel olarak dizi kilişeydi, pek benim izleyeceğim tarzda değil.  



29 Mart 2018 Perşembe

Yerli Dizi // Avlu


Dizinin fragmanlarından dolayı beklentim biraz düşüktü. Dizinin ilk yarım saatinde beklentimin ortalarında devam etti. Olaylar, sahneler ilerledikçe iyileşmeye başladı. Beklentimin üzerine çıktı. Hele bir sahne var, o sahnede şok oldum. Değineceğim o sahneye daha sonra.

Demet Evgar, Ceren Moray, Şebnem Dönmez gibi bilindik oyuncular yer alıyor. Kadro çok iyi oyunculardan seçilmiş. Hepsi rollerine yakışmış ve çok iyi hakkından gelmiş. Özellikle birkaç oyuncuya değinmek istiyorum. Şebnem Dönmez'den çok iyi müdire karakteri olmuş. O topuz yaptığı saçı bu karakterini daha iyi desteklemiş. Fakat gözlüklerini beğenemedim. Ceren Monray ise; oyunculuğunu beğendiğim bir oyuncudur. Kendisi Azra rolünün hakkından çok iyi gelmiş, hele kızıl saçları onunda karakterini iyi desteklemiş. Deniz karakterinin Kudret karakterine karşı gelişi çok havalıydı. Çayı getiriyor, beğenmiyor, çayı götürüp yenisini getiriyor derken "Hayır" dedi. O esnada ses tonu ve bakışları çok iyiydi Demet Evgar'ın.

Çağlar Onur Öztürk çok beğendiğim bir oyuncu. Fakat doğru düzgün dizilerde pek yer almıyor. Burada beklemiyordum onu görmeyi. Maşallah formayı çok iyi taşımış üzerinde. Daha çok sahnesi olursa daha memnun olurum, kaliteli bir oyuncu. 

Psikolojik Danışman Melis Ersoy'un çabalarını anlıyorum ama o çabalar müdirenin sözünden çıkmayan, müdireye fikrini bile belirtemeyen gardiyanlar oldukça zor iş.

Şok oldum dediğim sahneye gelelim ve bu konuda bahsetmeden önce burasının spoiler içerdiğini söyleyelim. Okumadan önce izlediğinizden emin olun : Müdirenin orada ne işi vardı? Ona bunu kim yaptı? Deniz'in başına kalacak iş belli. Ya çok üzülüyorum, suçu sen işlemiyorsun ama cezasını sen çekiyorsun. Kocan demiş, o yapmadı, ben vurdum kendimi diye ama sen orada işlemediğin bir suç yüzünden temelli kalacaksın. Cidden üzüldüm, burada babam dedi ki; hayat hep böyle... Bu sözün üstüne ne denir ki artık, hayat gerçekten hep böyle.



27 Mart 2018 Salı

Loreal Paris Saf Kil Arındırıcı Maske 'Okaliptus Özü'

Bimin aktüel ürün bölümüne geçenlerde saf kil arındırıcı maske gelmiş. Bende denemek maksadıyla bir tane almıştım. Ürün çok hoşuma gidince bir kaç tane daha aldım. İnternetten baktım da normal fiyatı 14 lira civarı imiş, fakat bimde 7 liraydı. Keşke birkaç tane daha alabilseydim dedim, fakat kalmamıştı. Sonuçta yarı fiyatı. Bildiğim kadarıyla kil siyah noktalar için iyi geliyor, bu yüzden bu ürünü kullanmaktan çekinmedim. 

Maskeyi yüzüme uyguladıktan bir süre sonra cildimin ferahladığını hissettim. Bu ferahlığın okaliptus özünden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. 
Tek kullanımlık olmasına rağmen 6 ml sadece benim yüzüme çok geldi, kalanı da kardeşimin yüzünde kullandık. 
Maske kuruyana kadar yüzünüzde bekletiyorsunuz. Kuruyunca yüzünüzü duru su ile temizleyin. 
Ben maskeyi temizleyince, aynaya baktığımda yüzümün parladığını gördüm. Burnumda çok fazla siyah nokta vardı, çoğu gitmişti. Gerçekten iyi geldi, hele ferahlatıcı olması çok hoşuma gitti. Tabi cildinizin parlaması sürekli kalmıyor 5 dakika kadar bir süre sonra parlaması sönüyor.


26 Mart 2018 Pazartesi

Yerli Dizi // Tehlikeli Karım

Bugün ikindi üzeri uyumuşum, uyandığımda saat 20.00 idi. Tam dizilerin başladığı saat dedim, bugün yeni bir dizi başlayacaktı hemen kanalları karıştırayım dedim. Showtv'de Tehlikeli Karım vardı. Seçkin Özdemir'in oynadığı dizileri genelde beğenmiyorum ki çoğu tutulmuyor, belli bir süre sonra izlenmeyip yayından kalkıyor. Seçkin Özdemir'in oynadığı bir dizi varsa "evet bu dizi benim hoşuma gitmeyecek bir dizi" diyorum. Ve genelde Uzak Doğu uyarlama dizisi çıkıyor. Nerede Uzak Doğu uyarlama dizi var ben varım diyor Seçkin Bey resmen. Eski izlediğim dizilerinde oyunculuğunu beğenmeyişim nedeniyle bu yeni başlayacak olan dizisinden beklentim çok düşüktü. Fragmanını da beğenmemiştim. Dizinin ilk bölümü beklentimin üzerinde bir bölümdü. Seçkin Özdemir'in oyunculuğunda hala eksiklikler olsa da eskiye nazaran gelişmiş olduğunu gözlemledim.
Gonca Vuslateri bildiğimiz bir oyuncu, Derin rolüne yakışmış ve üzerinden iyi gelmiş. Mustafa Üstündağ ise rolünün hakkından çok iyi gelmiş, sevdiğim yetenekli bir oyuncudur zaten. Sahneler, gidişat iyiydi. 
Konuyu da çok beğendim. Dediğim gibi beklentimi aşmıştı. Fakat nasıl ilerletirler bilemiyorum. Kurguyu nasıl devam ettirecekler, olayları nasıl ilerletecekler orasını bilemiyorum. Pek ilerleyecekmiş gibi görünmüyor. Bu arada yabancı olan dizi müziği çok hoşuma gitti. 
Başrol kadın karakterimiz Derin adına çok üzüldüm. Tırnağını kerpetenle sökmesi kocasının onu öldürmek istemesi ve aldatmasından daha az acı verici olmuştur. Alper bütün bunları hak etti diyebilirim. Gerçekten böyle bir kadını neden aldatırsın ki? Ailen bile seviyor. 

Nilay Erdönmez, Adı:Zehra dizisindeydi ve ortadan birkaç bölüm sonra çıkmıştı ve burada tekrar karşımıza çıktı. Oyunculuğunu orada tam olarak görememiştim. Burada karşıma tekrar çıkması iyi oldu.
Oyuncu kadrosu iyi seçilmiş, Seçkin Özdemir'i beğenmesem de bu role yakıştığını düşünüyorum. İzlerken film havası veriyordu. Bu düşünceye kapılmam bir yandan güzel hissettirse de bir yandan kurguyu nasıl devam ettirecekler diye de düşündürmedi değil. İlk bölümden gerçekten keyif aldım, bazı eksik noktaları olsa da. Bakalım devamı nasıl olacak?
Derin'e kocasının onu aldattığına dair fotoğrafı gönderen kişi kimdi? Kurgunun esrarengiz kilit noktası bu olacak sanırım. Merak noktam bu.